top of page

Bankalar Alacakları Sebebiyle Maaşınıza El koyabilir mi?

  • 27 Haz 2021
  • 3 dakikada okunur

Öncelikle belirtmek gerekirse bu icra dairesi vasıtasıyla mümkün olup burada kesilebilecek miktar da maaşınızın 1/4'ü kadarı olacaktır. Bunun dışında bankaların maaşınızdan kesinti yapmasının imkanı hukuk sistemimizde ancak ve ancak borç ortaya çıktıktan sonra vereceğiniz bir maaş muvafakati ile mümkündür. Ancak bankalar son günlerde kredi veya kredi kartı verirken ya da hesap açılırken imzalatmış olduğu sözleşmede yer alan takas-mahsup hakkını ileri sürerek eğer borçlusunun maaşı kendisine yatıyorsa bu maaşın tamamına veya 1/4'üne el koymaktadır. Bu husus kesinlikle yasal olmamakla beraber hukuk güvenliği açısından da sorun teşkil etmektedir. Çünkü bilindiği üzere bir alacak kesintisi yapılacaksa bunu yapmaya yetkili ancak ve ancak icra daireleridir. İcra dairesi dışında kesinti yapılmasına izin vermek tefeciliği meşrulaştırmak olarak dahi yorumlanabilecektir.


Öte yandan hukuki olarak yapılmış olan bu kesintileri değerlendirmek gerekirse burada da borç sebebiyle verilmiş olan muvafakatin geçerliliği hususu gündeme gelmektedir. Bu tip muvafakatlerin geçerli olabilmesi ancak borç ortaya çıktıktan sonra mümkün olup kredi çekilirken ya da kredi kartı verilirken bu tip sözleşmelerin başta imzalatılmış olması geçerli değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/672 E. , 2020/840 K. 04.11.2020 tarihli kararı da açıklamalarımıza paraleldir.


"Eldeki uyuşmazlığın temelinde yatan “borcun ödenmemesi” durumu ve bundan doğacak hukuki sonuçlar ise sözleşmenin 8. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre ikiden fazla taksidin ödenmesinde temerrüde düşülmesi ve borcun tamamının muaccel hâle gelmesi durumunda (8.1), Banka’nın müşteri aleyhine hacze girişebileceği (8.2) ve tüm şubelerdeki mevduat hesapları üzerinde herhangi bir ihbara gerek kalmaksızın hapis, mahsup ve takas hakkını kullanabileceği (8.3) kararlaştırılmıştır. 21. Yerel Mahkeme ve Özel Daire arasındaki uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için öncelikle sözleşmenin 8.3 maddesinin İİK’nın 83/a maddesi anlamında geçerli sayılıp sayılmayacağının belirlenmesi gerekir. Söz konusu düzenleme, temerrüde düşen borçlu davacının, davalı nezdindeki maaş hesapları yönünden, henüz hakkında herhangi bir icra takibi yapılıp kesinleşmeksizin verdiği haczedilemezlikten feragat anlamını taşımakla, yukarıda açıklandığı üzere, Kanun’un 83/a maddesinin açık hükmü gereği geçerli kabul edilemez. Bu tespitten sonra dava konusu süreç incelendiğinde; davalı Banka’nın İnönü Caddesi Şubesi nezdinde kullandığı kredi için davacı adına 715-… numaralı hesabın açıldığı, aynı zamanda maaş hesabı da olan bu hesap üzerinden 01.01.2011 tarihine kadar düzenli şekilde aylık taksit tutarının ödendiği ancak sonrasında ödemelerin yapılmaması üzerine 23.01.2011 tarihinde hesabın “sorunlu kredi hesabı”na dönüştürüldüğü ve alacağın tamamının muaccel hâle geldiğinden bahisle bakiye taksitlerin tamamı üzerinden 12.03.2011 tarihinde icra takibine girişildiği anlaşılmaktadır. Bahsi geçen ......... İcra Dairesinin ......... sayılı dosyası üzerinden 13.04.2011 tarihli karar ile davacının maaşının dörtte birinin haczine başlanmış, hatta borçlunun adresine hacze gidilmiş ancak alacaklı vekilinin talebiyle muhafaza işleminden vazgeçilmiştir.
23. Dava konusu edilen hesap ise yukarıdaki bentte bahsi geçen hesap olmayıp 15.02.2012 tarihinde davalı Banka’nın Yeni Adana şubesi nezdinde oluşturulmuş 1043-… sayılı yeni maaş hesabıdır ve icra kanalıyla yapılan kesintiden bakiye maaş bu hesaba yatmaya başlamıştır. Söz konusu hesaptan farklı tarih ve miktarlarda ve düzensiz şekilde “715 takip hesabına aktar ...” ve “Virman ...” açıklamalarıyla dava tarihine kadar toplam 3.255,48TL çekilerek davacının sorunlu kredi kaydı bulunan önceki hesabına aktarıldığı, davalı Bankanın 22.10.2013 tarihli müzekkere cevabında belirtildiği üzere tüketicinin maaşından virman, mahsup yoluyla borç hesabına para aktarılması yönünde tüketiciye ait talimatın bulunmadığı çekişmesizdir.
24. Tüm bu açıklamalar ve tespitler ışığında somut olay incelendiğinde; taraflar arasındaki sözleşmenin temerrüt hâlinde Banka’ya takas mahsup yetkisi veren 8.3. maddesi İİK’nın 83. maddesinin (a) bendi gereğince geçersizdir. Davacının tüketici kredisi borcunu ödeyememesi üzerine davalı Banka kredi borcunun tamamının muaccel hâle geldiğinden bahisle alacağını icra kanalıyla tahsil yolunu tercih etmiş ve İİK’nın 83. maddesi çerçevesinde belirlenen miktar üzerinden maaş haczi yoluna gidilmiştir. Davalı Banka’nın, davacının maaş hesabından virman vs. açıklamalarla kesilerek sorunlu kredi hesabına para aktarılmasının icra dairesinin işlemi olduğu yönündeki savunması icra dosyası kapsamı ile örtüşmediği gibi davacının icra takibinin kesinleşmesinden sonra maaşının kanunda öngörülen miktardan fazlasının borca mahsuben kesilmesi yönünde talimat yahut muvafakati de bulunmadığından dava konusu kesintilerin haksız ve hukuka aykırı olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle direnme kararı, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin somut olayda uygulanması imkânının bulunmadığının göz ardı edilmesi dışında, netice itibariyle haklı ve yerindedir."

Hukuk Genel Kurulu kararında da görüleceği üzere önceden yapılan ve alacaklıya takas mahsup yetkisi tanınan bu tip kararların geçersiz olduğu net bir şekilde ortaya konulmuştur. Bu sebeple aynı durumda olan kişilerde dava açıp ya da miktar itibariyle hakem heyetine başvurup haklarına kavuşabilirler.








Yorumlar


Son Paylaşımlar
bottom of page