Trafik Cezası İtiraz Dilekçesi Örneği
- 16 Kas 2020
- 6 dakikada okunur
Trafik cezaları bazen haksız bir şekilde yazılabiliyor. Bazen de bu cezalar hiçbir şekilde delil ve emare olmadan yazılabiliyor. Bu tarz yazılan cezalar için bir dilekçe örneği derledim. Faydalı olması dileğiyle:
ANKARA NÖBETÇİ SULH CEZA HAKİMLİĞİNE
İTİRAZ EDEN :
VEKİLİ :Av.Fırat BİLİCİ
İTİRAZA KONU TUTANAĞIN
TANZİM TARİHİ : ................
İTİRAZA KONU TUTANAĞIN
TEBELLÜĞ TARİHİ :.....................
İTİRAZ KONUSU : ............................... tarih .....................seri, ............................... sıra numaralı trafik ceza tutanağında yazılı para cezasının iptali hakkında.
AÇIKLAMALALAR:
1- ....................... tescil plakasına kayıtlı hususi otomobilin; Karayolları Trafik Kanunu`nun 73. maddesi hükmüne istinaden “Seyir halinde iken cep ve araç telefonları ile benzeri haberleşme cihazlarını ele alarak kullanmak” suçunun işlendiği gerekçesiyle ekte sunulu ...................... tarih ve ................ saatli .....................sayı numaralı, toplam ................-TL bedelli trafik cezası tutanağı düzenlenip; müvekkile .........................tarihinde tebliğ edilmiştir.
2- Ankara Otoyol Büro Amirliği’nin ...................tarih .................................. seri, ...................................... sıra numaralı trafik ceza tutanağı, müvekkilin aracının tescil plakasına göre ...................tarih ve .................saatinde müvekkilin gıyabında düzenlenmiştir. Müvekkil hakkında ceza duzenlenirken çekilmiş bir fotoğraf ya da kanıt bulunmamaktadır. Hukuk devleti ilkesi gereğince bu gibi durumlarda kanıt olmadan ceza yazılması keyfiyete yol açacaktır. Yine bu ihlali ispatlar nitelikte herhangi bir görüntü, fotoğraf kaydı vb. bilgi ve belge ceza tutanağı ile birlikte müvekkile tebliğ edilmemiştir. Söz konusu ceza tutanağında araç sürücüsü yani müvekkilin imzası bulunmamakta olup, iş bu eylemin gıyapta yapılması idari işlemin açıklığı ve kanunilik ilkelerine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olarak düzenlenen itiraza konu trafik tutanağında yazılı para cezasının iptaline karar verilmesi gerekmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olan ve TCK’nın 2. Maddesinde de zikrolunan ‘’suçta ve cezada kanunilik’’ ilkesinin sonuçlarından biri olan ilke “BELİRLİLİK”tir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. BİREY, HANGİ EYLEMLERİN SUÇ OLUŞTURDUĞUNU VE YAPTIRIMLARIN NELER OLDUKLARINI BİLMEK HAKKINA SAHİPTİR. Bu sonuç, devletin cezalandırma hakkını kullanırken, bireye gerekli saygıyı göstermek yükümünü de yüklemektedir. Bu saygı, suç olarak düzenlenen eylemleri önce yasayla yapmak, sonra da böyle bir düzenlemeye konu olmayan eylemleri cezalandırmamaktır. Aynı sonuç, suç karşılığı uygulanacak yaptırımların da yasalarda belirtilmesi ile pekiştirilmektedir.
Müvekkilin gıyabında KTK’nın 73/C maddesi uyarınca kesilen trafik cezası hukuki zeminden yoksundur. Şöyle ki; trafik görevlilerince tanzim edilen tutanakta müvekkilin söz konusu yasa hükmünde belirtilen suçun yasal tanımındaki hangi unsurunu gerçekleştirmediği açık değildir. Zira; İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi; Sunday Times/Birleşik Krallık (26.04.1979) davasında, suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği, vatandaşların öncelikle ceza yaptırımı taşıyan hukuk kurallarının varlığı hakkında yeterli bilgiye sahip olabilmeleri ve ayrıca vatandaşların davranışlarını yönlendirebilmelerine olanak vermek için, ceza yaptırımı taşıyan kuralların herkesçe anlaşılacak bir biçimde açık ve net olarak düzenlenmiş olması gerektiğini içtihat etmiştir.
MEVEKKİL HAKKINDA KESİLEN TRAFİK CEZASINA İLİŞKİN GÖRÜNTÜ DELİLLERİ DE MEVCUT DEĞİLDİR. Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Diğer yandan trafik polisince düzenlenen trafik ceza tutanağı aksi sabit oluncaya kadar geçerli bir resmi belgedir. Bu özelliği gereği kesin delil niteliğindedir. Yani aksini kanıtlama yükümlülüğü suçlanan kişiye yüklenmiştir. Oysa bu durum, YARGILAMA HUKUKU İLKELERİNE UYMAMAKTADIR. Yargılama hukukunda öncelikle olağan bir durumun aksini iddia eden bu iddiasını ispat ile yükümlüdür. Müvekkilin hgıyabında kesilen idari para cezasının bu yönden de iptali gerekir. Çünkü yeri, zamanı ve ceza maddesi HAYALİ şekilde yazılan trafik cezalarının hukuki olması mümkün değildir.
Hemen belirtmek gerekir ki; Anayasamızın 2. Maddesi hükmüne göre; ‘’Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.’’ Anayasa Mahkemesinin yerleşmiş içtihatlarına göre; (örneğin 27.03.1986-E:85/31-K:86/111, 08.11.1991-E:91/9-K:91/36 tarihli ve sayılı kararlar) ‘’Hukuk devleti her eylem ve işlemi hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, her alanda adaletli bir düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına hakim kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinden uzaklaştığında geçersiz kalacağını bilen bir devlettir.’’
Kısaca, hukuk devleti ‘’FAALİYETLERİNDE HUKUK KURALLARINA BAĞLI OLAN, VATANDAŞLARINA HUKUKÎ GÜVENLİK SAĞLAYAN DEVLET’’ demektir.
Hukuk devleti, hukuka bağlı olan devlet demek olduğuna göre, devletin üç erkinden biri olan yürütme organının da hukuk kurallarıyla bağlı bulunduğu kuşkusuzdur. Yürütme organı bakımından, idarî faaliyetlerinin belirliliği ve önceden bilinebilirliği zorunludur. Hukuk devletinde idarenin eylem ve işlemlerinin idare edilenler tarafından önceden tahmin edilebilir olması gerekir. İdari işlem ve eylemlerde idare bu yetkisini tüzük ve yönetmelik gibi genel kurallarla düzenlemek ve bu düzenlemelere uymak zorundadır. Buna ‘’DÜZENLİ İDARE İLKESİ’’ denir. Keza, yine idarî faaliyetlerin belirliliği ilkesi nedeniyle idarenin, istikrar kazanmış uygulamalarından vazgeçmemesi gerekir.
Yine hukuk devleti ilkesi, devletin ‘’kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, kamu sağlığını ve çevreyi, ekonomik düzeni, toplum barışını ve düzenini, genel ahlâka ilişkin kuralları ihlal eden eylemleri yani suç ve kabahatleri, ulusal ve evrensel hukuk çerçevesinde, ödetme görev ve yükümlülüğü bulunmaktadır. ANCAK DEVLETİN, ESASEN VE ÖNCELİKLE BU KURALLARIN İHLALİNİ ÖNLEME GÖREVİ BULUNDUĞUNUN KABULÜ GEREKİR.
HUKUK DEVLETİNİN BİR ERKİ OLAN İDARENİN GÖREVİ, ÖNCELİKLE BİREYLERİN KURALLARI İHLAL ETMESİNİ BEKLEYİP CEZALANDIRMA YOLUNA GİTMESİ DEĞİL, KURALLARA UYGUN DAVRANMA DÜZEYİNİ VE ALIŞKANLIĞINI GELİŞTİRMEK OLMALIDIR. Bu husus ‘’İyi İdare İlkeleri’’nin de bir gereğidir. Keza idarenin (Yürütmenin) iyi idare ilkeleriyle bağlı olması da hukuk devletinin bir gereğidir. Nitekim ülkemizin de üyesi olduğu Avrupa Konseyinin Bakanlar Komitesinin 20 Haziran 2007 tarihli ve 999 sayılı Bakan Temsilcileri toplantısında, ‘’İYİ İDARE KONUSUNDA ÜYE DEVLETLERE CM/REC (2007) 7 SAYILI TAVSİYE KARARI ‘’ kabul edilmiştir.
Mezkur Tavsiye Kararının ‘’Açıklık İlkesi’’ başlıklı 10 uncu maddesi;
1.İdare açıklık ilkesine uygun faaliyette bulunur.
2.İdare, karar ve işlemlerinden özel kişileri, resmi belgelerin yayınlanması da dahil olabilecek şekilde
uygun araçlarla haberdar eder.
3.Kişisel verilerin korumasına ilişkin kurallara uygun olarak resmi belgelere erişim hakkını tanır.
4.Açıklık ilkesi, yasayla korunmuş gizliliğe zarar veremez. Hükmünü amirdir.
Bu arada Avrupa Konseyinin Bakanlar Komitesi kararlarının hukuki niteliğini de izah etme gereği bulunmaktadır. Avrupa Konseyinin hukuksal etkinliği, sözleşmeler ve tavsiye kararları biçiminde ortaya çıkmaktadır. ‘’Bakanlar Komitesi Tavsiye Kararı’’ Bakanlar Komitesinin, Avrupa Konseyi Statüsünün 15/b hükmüne dayanan, ulusal yasa koyuculara ve idarelere ölçü getiren, üye devletlerin hükümetlerine yönelik kararıdır.
Bağlayıcı olmamakla birlikte, kararların uzlaşma ile alınması ve Komitenin hükümetleri ‘’tavsiyeler doğrultusunda karar alıp almadıklarını bildirmeye’’ davet etmesi yöntemi tavsiyelerin dikkate alınmasını sağlamaktadır. Zaman zaman Danıştay, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tavsiyelerini, kararlarında gerekçeyi desteklemek için kullanmaktadır. Örneğin, bir gazetecinin sarı basın kartı istemi idarece gerekçesiz bir işlemle reddedilmiştir. Danıştay, ret kararının gerekçeli olması zorunluluğunu kabul ederken diğer nedenlerle birlikte Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin tavsiye kararına da atıf yapmıştır. (DİDDGK, E:1995/769-K:1997/525, 17.10.1997, DD, 95, 1998, s.87). (Kaynak: Onur KARAHANOĞLULLARI, İdarenin Hukukla Kavranması: Yasallık ve İdari İşlemler, 2. Bası, Ankara 2012, Turhan Kitabevi, s.107, 395)
Viyana 14. Uluslararası Ceza Kongresi kararlarında ceza hukuku temel ilkelerinin idari yaptırımlar alanında da kabul edilmesi gerektiği dile getirilmiş, İHLALİN HER TÜRLÜ ŞÜPHEDEN ARINMIŞ OLARAK İSPAT EDİLMESİNİN ARANMASI GEREKTİĞİ, bireyin ispat araçları hakkında bilgi sahibi olma ve delil getirme olanağı olması gerektiği haklı bir biçimde ifade edilmiştir. Somut olayda ise ihlal somut delillerle ispat edilmemiştir.
MÜVEKKİLE KESİLEN İDARİ YAPTIRIM CEZASI İLE İLGİLİ OLARAK; herhangi bir somut delile dayanmaksızın tanzim edilen, KTK’daki suçun yasal tanımındaki unsurları trafik tutanağında belirtilmeyen, yeri, zamanı ve ceza maddesi HAYALİ şekilde yazılan idari para cezası; Anayasamızın 2. Maddesi hükmüne, TCK’nın 2. Maddesinde de zikrolunan ‘’suçta ve cezada kanunilik’’ ilkesinin sonuçlarından biri olan “BELİRLİLİK ilkesine, Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına, AHİM içtihatlarına, hukuk devleti ilkesine ve Konseyinin Bakanlar Komitesinin Bakan temsilcileri tarafından kabul edilen tavsiye kararının iyi idare ilkelerinden olarak kabul edilen ‘’açıklık’’ ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir.
Suç isnadı ile karşısındaki masumluk karinesi ceza yargılama hukuku prensibi olan silahların eşitliğine uygun, dengeli, adil bir karşılama biçimi ve ilkesidir. İsnat ve masumluk ilkelerinden; adalet adına ayrılıp birinin diğerine üstünlük ve sonuca etkili, denge bozucu ağırlık sağlaması o ilkenin varlığı ile değil, ilkeleri BİR OLAYDA KARŞILAŞTIRMAYA SEBEP OLAN SAVIN İDDİA ÖTESİ, İSPATI İLE MÜMKÜNDÜR. KENDİSİNİ SUÇLAYAN BELGE DÜZENİNDE SALT İHLALİN VARLIĞINA DEĞİNEREK SANILAN CEZAYA KARŞI EŞİT SİLAHLA YARIŞAMAYAN, KENDİNİ SAVUNAMAYANIN ADİL YARGILANDIĞI DÜŞÜNÜLEMEZ. (Anayasa Mahkemesinin 2004/116 Esas, 2008/74 Karar Sayılı İlamı)
Tüm bu açıklamalar ışığında yukarıda teferruatlı şekilde anlatılan, söz konusu yasal düzenlemeler nazara alınarak yasaya aykırı olarak tanzim edilen itiraza konu trafik tutanağında yazılı para cezasının iptaline karar verilmesi gerekmektedir.
HUKUKİ NEDENLER : 2918 S. K. 73/C maddesi, Anayasanın 2. Maddesi, TCK’nın 2. maddesi
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığımız nedenlerle; itirazımızın kabulü ile yasalara aykırı olarak düzenlenen idari para cezasının iptaline karar verilmesini Yüce Mahkemenizden saygıyla vekaleten talep ederiz. 24.10.2020
İtiraz Eden
Vekili
Av.Fırat BİLİCİ

















Yorumlar