Whatsapp Kayıtlarının Delil Olarak Değerlendirilmesi
- 17 Haz 2020
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 7 Tem 2020

Davalarda en çok karşılaşılan delil tipi günümüzdeki teknolojik gelişmelerle birlikte artık dijital veriler olmaktadır. Peki bunlardan biri olan whatsapp mesajları delil olarak geçerli bir delil midir?
Bu husus halen tartışmalı olmakla beraber Yargıtay'ın da bu konuda çeşitli görüşleri bulunmaktadır.
Örneğin;
T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Esas No:2018/10718 Karar No:2019/559 kararında "Whatsapp sistemi, telefon ve internet ortamında internet vasıtası ile iletişimi gerçekleştiren bir sistemdir. Burada kişi, kişiler ile iletişime geçtiği gibi gruplar kurarak grup içiresinde iletişim gerçekleştirilmektedir. Ancak bu sistem kendi içinde korunan ve 3. kişilere kapalı bir konumdadır. Dolayısı ile işçilerin iş akışını bozmadığı ve çalışmaların etkilemediği sürece bir grup kurmaları ve burada iletişim içinde olmaları yasak değildir. İşçilerin bu kapsamda burada iletişimlerinin kişisel veri olarak da korunması esastır. Somut uyuşmazlıkta, whatsapp konuşmaları gizlilik içeren kişisel veri niteliğinde olduğundan, salt nasıl temin edildiği anlaşılamayan bu yazışmalara dayanılarak iş aktinin feshi haksız olup, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulü yerine reddi hatalıdır. " ibareleri yer almaktadır.
Yargıtay vermiş olduğu kararda işçiler arasında yer alan gruptaki yazışmaların haklı fesih sebebi olarak değerlendirilemeyeceğinden bahsederek salt whatsapp yazışmalarına dayalı olan delilleri geçerli saymamıştır. Yargıtay'ın buradaki görüşü bu delillerin nasıl ele geçirildiğinin kanıtlanması ve başka delillerle desteklenmesi olmuştur.
Yine T.C. YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ E. 2016/14742 K. 2017/2577 T. 7.3.2017 tarihli kararında;
6100 Sayılı HMK öncesindeki yargısal uygulamalarda somut olayın özelliğine göre farklı yaklaşımlar olmakla birlikte temelinde bir delilin hukuka aykırı olarak elde edilmesi ile hukuka aykırı olarak yaratılmasının farklı olarak ele alındığı, hukuka aykırı yaratılan delilin hiçbir şekilde yargılamada kabul edilmemesine karşın, hukuka aykırı olarak elde edilen delil konusunda olayın özelliğine göre farklı değerlendirmelerde bulunulduğu görülmektedir. Ancak, Anayasanın 2. maddesindeki Hukuk Devleti ilkesi ile Anayasanın 38/6. maddesindeki hukuka aykırı yol ve yöntemlerle elde edilen delillerin hiçbir şekilde yargılamada kullanılamayacağı yolundaki düzenleme ve yukarıda açıklanan 6100 Sayılı HMK' nun 189/2. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; açıkça hukuka aykırı olarak elde edilmiş delillerin ispat gücü olmayacağı kabul edilmiştir. Dolayısıyla, hukuka aykırı ( yaratılmış veya elde edilmiş ) delillerin hiçbir şekilde ispat aracı olarak kullanımı artık mümkün değildir.
Bir delilin mahkemece kabul edilmesi için, o delilin usulsüz ve hukuka aykırı olarak yaratılmamış olması ve hukuka aykırı biçimde elde edilmemesi şarttır. Yasak delilin kapsamına hukuka aykırı bir şekilde yaratılan deliller ile hukuka aykırı yol ve yöntemlerle elde edilen deliller girdiğinden artık bu kapsamda kabul edilen deliller hiç bir şekilde hukuka uygun ve meşru bir delil olarak kabulü olanaklı değildir.
Anılan ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2012 tarihli ve 2011/2-703 E-70 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
Somut olayda, toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesinden; nafaka alacaklısı olan davalının, tanık olarak dinlenen şarkıcıya ait şarkının klip çekimi sebebiyle ... isimli oyuncu ile birlikte yer aldığı çekim görüntülerinin, ( klibin yayınlanmasından vazgeçilmesi üzerine ) davacı nafaka yükümlüsü tarafından hukuka aykırı olarak elde edildiği sabittir.
Diğer taraftan, hukuka aykırı olarak elde edilen klip görüntülerinin, paylaşımlarının yapıldığı sosyal medya hesaplarının kendisine ait olduğu hususu da davalı tarafından kabul edilmediği gibi, davacı taraf sosyal medya hesaplarının ( Facebook/WhatsApp ) ve bu hesaplardaki paylaşımlarında davalı tarafından yapıldığı hususunu da ispatlayamamıştır.
Ayrıca, sosyal medya hesaplarında yapılan paylaşımların, ancak hesabın sahibi veya aynı paylaşım ortamında ( facebook/WhatsApp ) bulunan kişilerce delil olarak kullanımının mümkün olduğu düşünülebilecektir. Diğer bir anlatımla, sahte profil oluşturup paylaşımlarda bulunmak veya kişi profillerinde hesap sahibinin bilgisi, muvafakatı ve izni olmaksızın yapılan paylaşımların delil olarak sunulması halinde, bunların 6100 Sayılı HMK'nun 189/2. maddesi kapsamında hukuka aykırı delil kabul edilmesi gerekir.
Yargıtay bu kararında ise whatsapp paylaşımlarının delil olarak değerlendirilebilmesini hesap sahibinin veya aynı paylaşım ortamda bulunan kişilerce kullanılması şartına bağlamıştır. Dolayısıyla bu kayıtların delil olduğu her ne kadar kabul edilmişse de yine de paylaşımları yapan kişinin aleyhine vakıa ortaya atılan kişi olması önemli bir şart olarak ortaya konulmuştur.
Yani kısaca anlatmak gerekirse whatsapp kayıtlarının delil olarak değerlendirilmesi için öncelikle hukuka uygun olarak elde edilmesi gerekmektedir. Casus yazılımlarla elde edilen kayıtlar delil olarak değerlendirilmeyecektir. Yine nasıl elde edildiği belli olmayan kayıtlarda delil olarak değerlendirilmeyecektir.

















Yorumlar