top of page

Zina Sebebiyle Boşanma Davası

  • 3 Eyl 2020
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 18 Eki 2020

Özel boşanma sebeplerinden ilki “zina”dır. Zina evli bir erkek ya da kadının karşı cinsle olan cinsel münasebetidir. Bir fiilin zina olarak adlandırılbilmesi için bir kadın ve bir erkeğin bu fiili gerçekleştiriyor olması şarttır. İki kadının ya da iki erkeğin cinsel münasebeti zina fiilini meydana getirmeyecektir. TMK’nun 161. maddesine göre;


“Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir.

Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”



Zina fiili ile ilgili dava açma şartları düzenlenmiş olup bunlardan ilki 6 ay ve 5 yıllık süredir. Zina eyleminin ilgili tarafından öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her halde eylemden itibaren 5 yıl geçmişse dava hakkı ortadan kalkmaktadır. Bu süre hak düşürücü bir süre olduğundan bu sürenin sonunda taraflar dava açamayacaklardır.


T.C. YARGITAY 2.Hukuk Dairesi Esas: 2014/19822 Karar: 2014/20613 Karar Tarihi: 23.10.2014 tarihli kararı aynen şöyledir; “Dava, zina hukuki sebebine dayalı boşanma talebidir. Buna göre, dava hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Davacı kocanın, eşinin bir başka erkekle zina ettiğini Ç… Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/304 esas, 2010/134 karar sayılı dosyasının 15.09.2009 tarihli duruşmasında öğrendiği, zina nedeniyle boşanma davasını 01.04.2010 tarihinde açtığı, bu durumda davanın yasada öngörülen altı aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında boşanma davasının münhasıran zina sebebine dayalı olarak açıldığı konusunda bir çekişme de bulunmamaktadır. Durum böyleyken, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekirken, boşanma kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.”


Zina ile ilgili bir başka ve en önemli husus ise affeden tarafın dava hakkının olmamasıdır. Bu düzenleme bir çok kişi tarafından çok dar yorumlansa da Yargıtay tarafından affetme sınırları düzenlenmiştir. Yargıtay hangi davranışın affetme sayılacağını hangisinin sayılmayacağını düzenleyen kararlar vermiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2010/19506 E, 2010/18684 K, 08/11/2010 Tarihli kararına göre:

“…Dava münhasıran zina sebebine dayanmaktadır. Davacının, eşinin bir başka kadınla ilişkisine dair görüntü kayıtlarını ihtiva eden CD’yi dava tarihinden dört yıl önce elde ettiği, davacı hakkındaki şantaj suçuna ilişkin ceza mahkemesinin mahkumiyet kararından anlaşılmaktadır. Bu kasetin elde edilmesinden sonra tarafların evlilik birliği devam etmiştir. Davalının başka kadınla ilişkisinin devam ettiğine ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Bu olaya rağmen evlilik birliğinin devam etmiş olması, af niteliğindedir. Affeden tarafın da dava hakkı yoktur (TMK.md.161/3). Davalının zina eyleminin devam ettiğine ilişkin bir delil de bulunmadığına göre davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2014/11244 E, 2014/22538 K, 12/11/2014 Tarihli kararına göre:

“…Davacının, bu olaylardan sonra davalıyla tekrar birleşmek yönündeki girişimi, iyiniyetini ve evliliğini kurtarma yönündeki samimiyetini gösterme girişimi olup, eşini af niteliğinde değildir. Buna rağmen davalının birlikte yaşamaktan kaçındığı da gerçekleşmiştir. Bu koşullar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK md. 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile isteğin reddi doğru bulunmamıştır…”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2012/6115 E, 2013/11574 K, 25/04/2013 Tarihli kararına göre :

“…Mahkemece, davacı-davalı kocanın eşiyle barışmak ve onu eve getirmek için gittiği, kocanın bu eyleminin af niteliğinde bulunduğu belirtilerek kocanın davasının reddine karar verilmiş ise de; kocanın eşini almak için gitmesinin af niteliğinde bulunmadığı ve eşiyle görüşmek için gittiği, davalı-davacı kadının gelmek istememesi ve eşine küfür etmesi üzerine, kocanın da eşini bıçakladığı gerçekleşmiştir. Gelişen olaylar kocanın eşini affetiği ve olayları hoşgörü ile karşıladığını göstermez.”

Yukarıdaki içtihatlardan da görüleceği üzere af kavramı derinlemesine tartışılması gereken bir kavram olup her olay için ayrı olarak değerlendirilmelidir.






Yorumlar


Son Paylaşımlar
bottom of page