Şiddet Sonrası Beraber Yaşamak Af Sebebi Midir?
- 4 Oca 2021
- 3 dakikada okunur
Boşanma aşamasında tarafların genellikle şiddet gördüğü iddiaları öne çıkmaktadır. Şiddet gören taraf bunu karşı tarafın kusuru olarak boşanma davasına sunmakta ve çoğu zamanda alınan darp raporları veya tanık ifadeleriyle bu hususu kanıtlamaktadır.
Ancak burada TMK ilgili maddesine göz gezdirmekte yarar vardır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması için tarafların kendilerine yapılan hareketi hazmedememeleri ve bu hareket sonucunda evlilik birliğini devam ettirememeleri gerekmektedir. Dolayısıyla fiziksel şiddet sonrasında taraflar bir arada yaşamaya devam ediyor ve bunu problem etmiyorlarsa bu durumda boşanma kararı verilemeyecektir. Tarafların bu davranışı af olarak sayılacaktır.
Buna ilişkin Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/1849 E. , 2019/4803 K. "Mahkemece, eşine şiddet uygulayan, hakaret eden ve birlik görevlerini yerine getirmeyen davalı erkeğin tam kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; erkeğe kusur olarak yüklenilen fiziksel şiddet ve hakaret eylemininden sonra tanık beyanlarına göre evlilik birliğinin devam ettiği, bu eylemin davacı kadın tarafından affedildiği, en azından hoşgörü ile karşılandığı nazara alındığında, erkeğe kusur olarak yüklenilemeyeceği, ayrıca davalı erkeğe kusur olarak yüklenen birlik görevini yerine getirmediği vakıasına davacı kadın tarafından dilekçeler aşamasında dayanılmamış olup, bu vakıanın da erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği açıktır. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı erkeğin kusuru ispat edilememiştir. Bu durumda açıklanan nedenle boşanma davasının reddi gerekirken, kanun hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden, bozma nedeni yapılmamış yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir."
Yine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/19054 E. , 2016/11164 K. "Mahkemece, tarafların Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesi uyarınca evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına karar verilmiştir. Davalı erkeğin eşine fiziksel şiddet uyguladığı gerekçesiyle davacı kadın yararına manevi tazminata karar verilmiş ise de; yapılan soruşturma ve toplanan delillerden fiziksel şiddet vakıasından sonra tarafların biraraya gelerek evlilik birliğini devam ettirdikleri, böylelikle davacı kadının bu olayı davalıyı affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığı anlaşılmaktadır. Davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde başkaca bir maddi hadise de ispatlanamamıştır. Bu durumda davacı kadının manevi tazminat (TMK m. 174/2) isteğinin reddi gerekirken, kabulü doğru bulunmamıştır."
Şeklinde kararları vermiş olup eylem sonrasında birlikte yaşama hususu bulunması durumunda buradaki fiziksel şiddeti boşanma sebebi saymamıştır. Peki fiziksel şiddet mağduru kişinin eşini şikayet etmesi ve şikayet neticesinde yargılama devam ederken şikayetinden vazgeçmesi durumunda ne olacaktır. Bunun cevabı ise T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2018/1054 K. 2018/2622 T. 27.2.2018 tarihli kararında açıkça verilmiştir.
Karara göre "Tüm dosya kapsamı ve ... 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/640 esas ve 2016/15 karar sayılı dosya münderecatından da anlaşıldığı üzere, ceza yargılamasına konu iki ayrı zamanda vukuu bulan erkek tarafından kadına uygulanan iki ayrı fiziksel şiddet eylemlerinden, 13.03.2015 tarihli fiziksel şiddet olayından sonra tarafların biraraya geldikleri anlaşılmakta ise de en son yaşanan 31.05.2015 tarihli fiziksel şiddet olayından sonra ayrıldıkları, biraraya geldiklerinin mevcut delil durumuna göre ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece kararın gerekçesine konu edilen, kadının ceza davasında şikayetten vazgeçmesi erkeği cezadan kurtarmaya yönelik olup, erkeği affettiği anlamına gelmediği gibi affın kabul edilebilmesi için kayıtsız şartsız bir irade beyanının mevcut olması ya da en azından affı gösterir fiili bir tutum ve davranışın gerçekleşmiş olması gerekmekte olup, ayrıca af olgusunu iddia edenin bunu somut delillerle ispatı lazımdır. Kaldı ki, davalı tarafın 31.05.2015 tarihli fiziksel şiddet eyleminden sonra affa dair somut delillerle desteklenmeyen iddiası affın kabulü için de yeterli değildir. Gerçekleşen bu durum karşısında, davalı erkeğin, davacı eşine 31.05.2015 tarihinde fiziksel şiddet uyguladığı, kadının ceza dosyasındaki fiziksel şiddete dair raporunda belirtildiği üzere de, erkeğin kadının saçlarını kopardığının anlaşıldığı, bu haliyle davalı erkeğin, davacı kadına pek kötü ve onur kırıcı davranışta bulunduğunun (TMK m. 162) kabulü zorunlu hale gelmiştir. Öyleyse, Türk Medeni Kanununun 162. maddesine dayalı olarak açılan iş bu davanın kabulü gerekirken, reddi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir."

















Yorumlar